ANA SAYFA           
ARAMIZA KATILANLAR
KAYBETTİKLERİMİZ      
İNSAN MANZARALARI  
HATIRALAR      
DUYURULAR        
SOY AĞACI             
YÜMÜZ İNSANLARI
KÖYDEN FOTOLAR       
ŞENLİK 2006    
KÖY 2006          
KÖY 2008   
ÇEŞİTLİ SİTELER     
ÇAĞŞAKTAKİ KILAMLAR
ARŞİV
YAZIŞMALAR    
 
 

XStat-Homepage

 

 

   

   

cagsaklilar@yahoo.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ahmet Altan

 Siz, böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkâr bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz?

Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin?
Siz kimi korkutmaya çalışıyorsunuz?
Korkutabileceğinize inanıyor musunuz gerçekten?
Bakın ben size dostça bir şey söyleyeyim general, vazgeçin bu kaba tehditlerden,
Öfkeli jestlerden, asabi mimiklerden.
Bunlar bizi korkutmaya yetmez.
Ha, sanmayın ki bu ülkede "derin devlet" dendiğinde kimin kastedildiğini bilmiyoruz, sanmayın ki patlayan arabalardan, ensesinden vurulan adamlardan haberimiz yok.
Sadece umurumuzda değil.
Bunu anlayabiliyor musunuz?
Bazı insanların, ülkeleri özgür ve mutlu olsun diye her şeyi göze alabileceğini kavrayabiliyor musunuz?
Bunu kavramaya çalışın.
Bırakın bu korkutma çabalarını.Bunlar yakışıksız işler.
Üstelik gerçeği ortaya çıkarma çabasından bizi vazgeçirmeye de yetmez.
Siz bir şeyler söylediniz dün.
"Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya" davet ettiniz galiba.
Siz, "doğru yerin" neresi olduğunu biliyor musunuz?
"Doğru yer" neresidir biliyor musunuz?
Doğru yer, İnsanın mesleğini dürüstçe ve gereklerini yerine getirerek yaptığı yerdir.
Biz, "doğru yerde" duruyoruz.
Mesleğimizin gereğini dürüstçe yerine getiriyor ve gerçekleri, yıllardır yalanlarla kandırılan bu halka açıklıyoruz.
Siz doğru yerde durmuyorsunuz.
Kendi mesleğinizin gereklerini yerine getirmiyorsunuz.
Sizin mesleğinizin gereği, size emanet edilen o genç askerleri korumaktır.
Karakol baskınını an be an gösteren kamera kayıtlarına rağmen gerekli tedbirleri almamak, istihbarat raporlarına aldırmamak, çatışma başladıktan sonra yeterince yardım göndermemek ve o çocukları Ölüme terk etmek sizin suçunuzdur.
Görevinizi yerine getirmediniz.
Neden?
Niye o çocukları korumadınız?
Bunun için yargılanmanız gerektiğini biliyorsunuz değil mi?
Tabii savcıların sizi mahkemeye çağıramayacağına, sizi yargılayacak bir merci olmadığına güveniyorsunuz.
Ama bu yargılanmanız gerektiğini değiştirmiyor.
Tabii, bir de istifa müessesesi denilen bir şey var.
Sanırım sizin o müesseseden pek haberiniz bulunmuyor.
Başbakanın, hükümetin, parlamentonun sizden hesap sormaması da sizi cesaretlendiriyor.
Ama bir de halk var bu ülkede.
Gerçekleri duymak isteyen bir halk.
Ve, o sizin peşinizi bırakmaz.
Biz de bırakmayız.
Arkanıza kuvvet komutanlarını alıp kameraların önüne geçerek asabi bir şekilde medyaya verdiğiniz "muhtıra" bu gerçeği değiştirmez.
Siz bize Aktütün'ü anlatın.
O çocuklar niye öldü?
Niye baskını önlemediniz?
Bir de pek anlayamadığımız bir sözünüz var.
"Bu tip saldırılar karşısında her ordunun vereceği cevap ve tepki bellidir."Ne demek bu?
Birincisi bir saldırı yok, saldırmıyoruz, gerçekleri açıklıyoruz.
İkincisi, "her ordu" böyle eleştiriler karşısında nasıl tepki veriyor?
Siz nasıl tepki verdiklerini bilmiyorsunuz.
Gelişmiş ülkelerde böyle bir facianın sorumlusu olanlar derhal görevlerinden alınıp yargılanırlar.
Ama sizin aklınızdaki bu değil, açıkça anlaşılıyor.
O zaman, nedir o "ordunun vereceği tepki"?
Ordular, kendilerine saldıran "düşmanı" yok etmek için eğitilirler.
Bizim gerçekleri açıklamamızı bir "saldın" olarak nitelediğinize göre bizi de "düşman" olarak görüyorsunuz.
Eee, ne yapacaksınız?
Saldıracak mısınız, gazeteyi mi bombalayacaksınız, F-16'ları mı göndereceksiniz?
Siz ne dediğinizin farkında mısınız?
Baskını daha önceden bildiğiniz halde o çocukları korumayacaksınız, bunu açıklayan gazeteleri de, "ordu tepkisiyle" korkutmaya çalışacaksınız.
General, "doğru yerde" durun.
Haddinizi aşmayın.
Bizim ülkemizde, yetmiş milyon insanın boğazından kesip verdiği paralarla ayakta duran bizim ordumuzla, bizi tehdit edemezsiniz.
Ordu, sizin hatalarınızı kapatmak için kullanacağınız bir tehdit aracı değildir.
Haa, bir de "bölücü terör örgütünün eylemlerini başarılı gibi gösterenler, akan ve akacak olan her damla kanın sorumlusu olurlar" sözünüz var.
Bakın bunu doğru söylüyorsunuz.
Ama "başarılı gösteren" kim?
Baskının önlenmediğini açıklayan gazeteler mi yoksa baskını bile bile önlemeyenler mi?
O kandan kimin sorumlu olduğunu şimdi anladınız mı?
Sorumluluğu hissediyor musunuz?
Hissetmelisiniz.
Ve tehditleri bırakıp gerçekleri açıklamalısınız.
Tehditlerinizden ve üslubunuzdan hoşlanmadık.
Gerçekleri söyleyin bize.
Gerçekleri.
Biraz cesaret yeter buna.
Cesaretiniz de öfkeniz kadar büyük
olduğunda bize gerçekleri söyleyeceğinize eminiz.
O günü bekliyoruz.

Taraf- 16.10.2008
 


 

                                              © cagsak.com                                                            cagsak.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kişisel görüşleridir.                                      Yazılara hiçbir  müdahale  edilmemektedir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazarına aittir.