|
|
|
TÜMÜKLÜLERDEN METÊ XANZIK VE APÊ SÜLEYMAN
Metê Xanzê, Alıkê Hasan Qût’un kızıdır. Bildiğim kadarıyla annesi ise Mıstıki Beçi Qol’un. kız kardeşidir. Metê Xanzê, Alevi Kürt’tür. Kergû (Süleyman) amca ile evlenmiştir. Süleyman Amca Tümüklü ve Sünni Kürt’tür. Yanılmıyorsam Kergû Süleyman amca aile olarak Malatya kökenlidir. Aşiret olarak İzolludur. İzollar, Malatya, Adıyaman, Urfa, Dersim’e kadar uzanan çok geniş bir aşirettir. Bu aşiretin bir kesimi Alevi Kürt bir kesimi de Suni Kürttür. Bu aşiretin mensupları genelde akraba olduklarını bilirler. İnanaç farklılığı evlilik yapmalarına engel değildir.
Kergû (Süleyman ) amcanın kız kardeşi Zelxê ise, inanç olarak Alevi Kürt olan Sılıkê Pijo (Süleyman Köse ) ile evlenmiştir. Bu aileler de mezhep farkından dolayı bir ayırım yapıldığı hiç duyulmamıştır.
Mete Xanzê’yi hep cana yakın olarak hatırlıyorum. Onunla ilgili bir anımı anlatmak istiyorum. Yine bir yaz tatilinde aşağı yaylaya gitmiştik. Derenin yakınındaki tepede bir hollıkta oturuyorduk. O yıl ikinci erkek kardeşim de yaylada doğmuştu …Metê Xanzêler de o yıl derenin arkasında biraz da yukarıda bulunan Qoro amcaların yayla evinde (hollık) oturuyorlardı. O zaman çok küçüktüm. Bu nedenle olayları da az hatırlıyorum.
O yıl sanırım Metê Xanzê’nin bir torunu ölmüştü. Tüm komşular taziyeye gitmişlerdi. Köyde şînler (Kürtçe ağıt) çok önemliydi. Biz de gitmiş ve çocuk aklımızla şînî izlemiştik. Bu ev yaylaya epey uzak olduğu için her zaman komşular oraya gidemiyorlardı. Ayrıca erkekler de köye çalışmaya giderlerdi. Gündüzleri yayla biraz ısız sayılırdı. Güneşli ve güzel bir yaz günü kadınlar berîye gidip gelmiş, sütlerini kaynatmış, oturma vakti gelmişti. Baktık Metê Xanzê çıkageldi. Yalnız sıkılmış. Şîn yapacak dost arıyor. Aşağı yaylanın kadınları bizde toplanıp şîn yapmışlardı. Çocukluk belleğime kazınan bu olayı hiç unutmadım….
Metê ile en son 1969-1970 yazında köyde karşılaştık. Babama hoş geldin demeye gelmişti. Çok samimi bir havada karşıladık. Babam ve benimle kucaklaştı. Çok samimi bir havada sohbet ettik.
Kergû Amca ile ilgili bir anımı da anlatmadan geçemeyeceğim. Bir yaz tatilinde köye gitmiştik. Mezarlıkların alt tarafında Kergû amcaya rastladık. Nereden geldiğimizi anımsamıyorum. Kergû (Süleyman) amca kağnısıyla köye doğru yol alıyordu. Bizi görünce kağnıdan inip beni ve küçüğüm olan kız kardeşimi kucaklayıp kağnıya bindirdi. Şehir çocukları için kağnıya binmenin zevki bambaşkaydı.
Süleyman Amca, kardeşimin afacan olduğunun bildiği için onun yanıtını önceden tahmin ediyor olmalı ki ona sordu. “Kız söyle bakalım , benim adım nedir?” kız kardeşim tabii “Kergû” diyemiyor ; ancak gerçek adını da bilmiyor. Kardeşim, bir benim gözüme bir Süleyman amcanın gözüne bakıp duruyor… Doğrusu gerçek adını ben de bilmiyorum ve susuyorum. Zavallı kardeşimin çekindiğini gören Süleyman Amca : “ Kız eşek sıpası Kergû amca diyemiyorsun değil mi? Korkma, söyle benim adım Kergû… Kergû… Ancak bundan sonra bana Süleyman amca diyeceksin.” diyerek neşeli bir şekilde, kardeşimin mahcup haline gülerek, bizimle sohbete dalmıştı.
Aradan yıllar geçti. Ben ve kardeşim büyüdük meslek sahibi olduk. Rahmetlinin hastalığında aynı kız kardeşim mesleği gereği onun yakınında bulunmuştu…
Eskilerimizin deyimiyle “Dilê wan rahma Xadê xast.” Ruhları şad olsun diyorum. ..
RONAHÎ 04.06.2006
NOT: 1.) Tûm : Kürtçe’de tepe,höyük anlamındadır. Tûmık : tepecik,yığıncık anlamındadır. Köy halkı bu komşularımıza “Tûmûkan” diye hitap ederlerdi.
2.) Köydeki eski kuşak insanları genelde lakap ve Kürtçe isimleriyle tanıyorum. Bu nedenle yazarken de bunu esas alıyorum. Lütfen yanlış anlaşılmasın… Daha da önemlisi bu insanları Kürtçe anmanın benim için ayrı bir sıcaklığı var. Bundan büyük bir haz aldığımı da belirtmek isterim…
|
|